Uykucu Panda Hikayesi

Pelin Kaya 27.01.2026 228 Okunma Sayısı Hayvanlar Alemi Hikayeleri 0 Yorum
Uykucu Panda Hikayesi
Sesli Masal

Bambu Ormanı’nın en yumuşak rüzgârları bile esneyerek dolaşırdı; çünkü bu ormanda yaşayan bir panda vardı: Uykucu Panda. Adı Pofu’ydu. Pofu öyle tatlı, öyle sakin bir pandaydı ki, bir yaprak düşse “pıt” diye, o sesi bile ninni sanırdı. Ama Pofu’nun en büyük hayali, uykuyu hiç kaçırmadan arkadaşlarıyla da macera yaşayabilmekti.

Bir sabah güneş, bambuların arasından “gıdık gıdık” ışıklar gönderirken Pofu yine yuvarlanarak uyandı. Gözleri yarı açık, dili sanki pamuktan yapılmış gibi ağırdı. Tam tekrar uyumaya hazırlanıyordu ki çalıların arasından aceleci ayak sesleri geldi. Ormanın en meraklı kirpisi Pıtırca koşuyordu.

— "Pofu! Pofu! Uyan! Büyük bir şey oldu!" diye seslendi Pıtırca.

Pofu kocaman esnedi, iki kulağı titredi.

— "Büyük şeyler… genelde çok yorucu oluyor…" dedi, göz kapakları kapanıp açılarak.

Pıtırca sabırsızca zıpladı.

— "Yorucu değil, heyecanlı! Renkli Çan kayboldu!"

Pofu’nun gözleri bir an açıldı. Renkli Çan, ormanın neşesi sayılırdı. Her öğlen çalınca kuşlar şarkı söyler, kelebekler dans eder, herkes kısa bir oyun molası verirdi.

— "Renkli Çan mı? O çalmadan… öğle oyunları olmaz…" dedi Pofu, biraz kaygılanarak.

Tam o sırada, su kıyısından bir ses daha yükseldi. Nehirde minik bir sandalın içinde duran su samuru Şıpşıp, kürek çekerek yanaştı.

— "Ben de duydum! Çan yoksa ben su üstünde takla gösterisi yapamam!" dedi Şıpşıp.

Pıtırca, Pofu’nun kollarını çekiştirdi.

— "Hadi! Senin yumuşak patilerin iz bulmada çok iyi!"

Pofu, “iz bulma” kelimesini duyunca bir kez daha esnedi ama bu kez kararlıydı. Yavaşça ayağa kalktı, bambu yaprağını saçından çekti.

— "Peki… ama yürürken kısa kısa şekerleme molaları olursa…"

Şıpşıp kahkaha attı.

— "Olur! Ben seni su sesiyle uyandırırım!"

Üçü birlikte ormanın patikasına girdi. Toprak hafif nemliydi; Pofu burnunu yere yaklaştırıp kokladı. Bir an durdu.

— "Burada… tatlı bir koku var. Sanki… bal ve tarçın karışımı."

Pıtırca şaşırdı.

— "Tarçın mı? Ormanda tarçın nereden çıktı?"

Tam bu sırada, ağaçların arasından tıkırtılar geldi. Dallar sallandı ve çimenlerin üstüne minik bir sincap atladı: Fındıra. Boynunda parlayan bir kurdele vardı.

— "Siz de mi Çan’ı arıyorsunuz?" dedi, gözleri pırıl pırıl.

Pofu başını salladı.

— "Evet… ama ben biraz uykuluyum. Çan’ı bulunca herkes gülecek."

Fındıra, kurdeleyi gösterdi.

— "Ben bir iz gördüm! Kurdele parçası buldum. Çan’ın yanında asılı dururdu."

Pıtırca heyecanla zıpladı.

— "Harika! Hangi tarafa?"

Fındıra, eğimli bir yokuşu işaret etti.

— "Gölgeli Dere’nin yanına doğru. Ama orada ‘Mırmır Mağarası’ var. İçeriden garip sesler geliyor."

“Mağara” kelimesi Pofu’ya serin bir yastık gibi geldi. Gözleri yine yumuşadı.

— "Mağaralar… güzel uyku verir…"

Şıpşıp hemen araya girdi.

— "Uyku tamam, ama önce Çan!"

Dört arkadaş Gölgeli Dere’ye doğru ilerledi. Dereden su şırıl şırıl akıyor, yapraklar ışıkla parlıyordu. Yokuşun sonunda gerçekten bir mağara vardı. Mağaranın girişinde rüzgâr uğulduyor, içerden “mır mır” gibi sesler geliyordu.

Pıtırca fısıldadı.

— "Bu ses… biri söyleniyor gibi."

Fındıra kulak kabarttı.

— "Sanki biri üzgün."

Pofu, yumuşak adımlarla mağaraya yaklaştı. İçeriye bakınca küçük bir gölge kıpırdadı. Gölgenin sahibi, tombul ve sevimli bir yavru porsuktu: Tıngır. Yanında da Renkli Çan duruyordu! Ama çan çalmıyordu. Tıngır, çanı kucağına almış, sessizce mırıldanıyordu.

— "Ben kimseyi rahatsız etmek istemedim…" dedi Tıngır, sesi titreyerek. — "Çan çalınca herkes birlikte oynuyor. Ben de… ben de katılmak istedim ama çekindim."

Pıtırca bir adım öne çıktı, sesi yumuşadı.

— "Çekindiğin için mi aldın?"

Tıngır başını eğdi.

— "Evet… Eğer çan bende olursa, belki beni fark ederler sandım. Ama sonra korktum. Herkes kızacak diye."

Şıpşıp, sandalını mağaranın içine çekemediği için kapıda kaldı ama sesini uzattı.

— "Kızmak mı? Biz merak ettik, endişelendik!"

Pofu ise bir an düşündü. Uykusu bile kaçmıştı, çünkü Tıngır’ın gözlerindeki yalnızlık içini gıdıklamıştı. Pofu yavaşça çömeldi, Tıngır’ın seviyesine indi.

— "Ben bazen… oyunlara geç kalıyorum. Çünkü uyuyakalıyorum." dedi Pofu utangaçça. — "Ama arkadaşlarım beni bekleyince… içim sıcak oluyor."

Tıngır şaşkınlıkla baktı.

— "Gerçekten mi? Seni bekliyorlar mı?"

Fındıra gülümsedi.

— "Elbette! Çünkü sen bizim arkadaşımızsın. Hem sen de bizimle olabilirsin."

Pıtırca, çanı işaret etti.

— "Çanı yerine koyalım. Sonra birlikte çalarız. Ama bu kez… hepimiz beraber."

Tıngır’ın gözleri doldu, burnunu çekti.

— "Ben de çalabilir miyim?"

Şıpşıp coşkuyla bağırdı.

— "Çalarsın tabii! Hatta istersen ben su üstünde takla atarken çal!"

Tıngır ilk kez gülümsedi. Çanı kucakladı, ama bu sefer kaçırır gibi değil; sanki bir hediye taşıyormuş gibi.

Mağaradan birlikte çıktılar. Ormanın ortasındaki büyük çınarın yanına geldiler. Çanın asıldığı yere yaklaşınca, kuşlar merakla sessizleşti. Kelebekler yaprakların üzerine kondu.

Pofu, Tıngır’ın yanına sokuldu.

— "Hazır mısın?"

Tıngır derin bir nefes aldı.

— "Hazırım… ama biraz da heyecanlıyım."

Pıtırca göz kırptı.

— "Heyecan iyidir! Neşenin kapısıdır."

Tıngır çanı tuttu ve ilk kez güçlüce çaldı: “DİNG DONG!” Ses ormana yayıldı. Kuşlar şarkıya başladı, kelebekler uçuştu, herkes gülerek koştu. Çocuklar gibi neşeli bir kalabalık oluştu.

Şıpşıp nehre atladı ve gerçekten takla üstüne takla attı.

— "İşte gösteri! İşte neşe!"

Fındıra dallara tırmanıp kurdeleyle döndü.

— "Ben de dans ediyorum!"

Pıtırca çimenlerde yuvarlandı.

— "Pofu! Sen de!"

Pofu gülümsedi. Sonra… bir saniye durdu. Çünkü güneş, bambulara öyle güzel vuruyordu ki… gözleri yine ağırlaştı.

— "Ben… birazcık… oyun arasında… minicik şekerleme…" dedi.

Tıngır hemen yanına oturdu, çimlerden minik bir yastık yaptı.

— "Ben seni uyandırırım. Bu kez ben beklerim."

Pofu’nun kalbi “pof” diye yumuşadı.

— "Tamam… ama sakın çanı yine saklama."

Tıngır güldü.

— "Saklamam. Çünkü artık saklanmama gerek yok."

Pofu gözlerini kapadı. Ormanda kahkahalar yükselirken, Renkli Çan yeniden çalıyordu. Ve Uykucu Panda, arkadaşlarının arasında, neşenin tam ortasında, en güvenli uykusuna daldı.

Bu Hikayeyi Paylaş

Yorum

Henüz yorum yapılmamış, ilk yorumu sen yap!

Yorum Yazın